Baktığımızı mı Görüyoruz? Gördüğümüze mi Bakıyoruz?

Yazı Dizisi – Engin Erarslan – 4.Bölüm

Biran için acaba çıldırıyor muyum yoksa halisülasyon mu görüyorum demekten kendimi alamadım.
Çıldırmak yada gereksiz bişeyler görmek için ne bir ritüel yapmakta ne de bir olay yaşamaktaydım. Bir şok yaşasam, yada oradan buradan duyduğum abuk çalışmaları yapıyor olsam sevinecektim. Fakat öyle de bişey yoktu.

Zafer, benim hislerime güvendiği için sorgulamaya başladı;
– Ne görüyorsun?
– Ne gördüğümü bende bilmiyorum ama beni duyduğuna ve
gördüğüne eminim.
– Uyumadın mı akşam?
– Uyudum hemde harika şekilde.
– İlaç?
– Hayır,
– Hap?
– Aspirin bile almıyorum,
– Tütün?
– Bir fırt bile çekmişliğim yok,
– Esrar, eroin, kokain?
– Bilmem,
– Meditasyon?
– Hergün,
– Ne yapıyorsun meditasyon?
– Baktığımı görmeye, gördüğüme bakmaya çalışıyorum,
– Ne zamandan beridir?
– Yaklaşık 1 yıldır,
– Şimdi O’na Bak,
– Bakıyorum,
– Ne yapıyor?
– Dizinde bişey var sanırım, ona bakıyor?
– Dizinde ne var?
– Aaaaaa yara,
– Nasıl bir yara?
– Çok enteresan, çok nizamında kesilmiş, pasta dilimi gibi sanki,
– Kan var mı?
– Mmmmm yok, enteresan,
– Peki, ona yaklaşsan?
– Yoooo, bu mümkün görünmüyor benim için,
– Yaklaş.
– ………..
– Beni takmıyor, tüm hareketlerimin farkında gibi ama benimle
ilgilenmiyor gibi de,
– Konuş O’nunla,
– Evet, olur, Bakırköy 786 numaralı oda boş heralde, sonra kapatın
beni oraya, hahahaha,
– Neden 786?
– Hiiiç, salladım,
– Hayır, sallamadın, Bakırköy harflerin sayı değerleri toplamı
110 yani 2, 786’nın ki de 11 yani 2,
– Neeeey?
– Rakamların toplamı 2. O dedirtiyor şuanda bunları sana,
– Nasıl yani?
– O senin vasıtanla iletişime geçiyor dünyayla,
– Ooow, ben artık kalkayım, Isparta’ya gitmeliyim, sınavlarıma
girmeliyim ve masum ve monotonda olsa hayatıma devam etmeliyim,
– Artık sanmıyorum, başladı Görevin…
– Görevim mi?
– Evet görevin 11 üzerinden 2…
– Mühendisliğin zor olduğunu düşünüyordum, bu ne yaa? Ne bulmam
yada ne yapmam gerekiyor acaba?
– Git hadi… Gidemiyorsun değil mi? Gidemeyeceksin, bu sezon
sınavlarını veremeyeceksin, çünkü başka görevlerin var,
– Yoooooo, bu kehanet tutmayacak dostum,

Tuttu.
O dönem 8 dersimden de kaldım. Hiç birisini verememiştim. Resmen
dönemi tulum çıkarmıştım, üzüntü ile hayretler içinde
kalmanın arasında nefesim kesiliyordu arada, nefes alamıyormuşum
gibi hissetmem endişe frekansımı arttırıyordu. Bişey sıkıyor
gibi, hava yokmuş gibi, soluk alsam da alamıyormuşum gibi his çok
kötüydü.

&

Bazen bir anda gözlerimi açıyordum, Ne zaman mı?
Uyurken, gece yarısı, bir anda, uykudan biranda uyanıyordum, bu çok kötü bir histi.
İnsanlık, uykuya yavaş geçiş yapmakta, yavaşta uyanmaktaydı.
Uykuya dalarken betadan alfaya, alfadan tetaya, tetadan deltaya, uyanırken ise deltadan tetaya, tetadan alfaya, alfadan betaya, böyle bir süreç geçmeliydi. Ama bazen böyle olmuyordu, biranda betaya çıkıyordum aradaki alfa ve tetayı atlayıp. Bu dehşet bir baş ağrısı ve garipsenmiş bir his veriyordu. İlk olduğunda hoşuma gitmişti ama sonraki oluşlarda zaman ve mekan mevfumumu kaybettiğimi farkettim. Yani gece değil de sanki öğleden sonra gibi, evimde ve yatağımda değil de sanki sınıfta yada fakültenin koridorundaymışım gibi. Normalde 2-3 saniye sonra kendime gelip zamanın ve mekanın farkına varmam gerekirken bu durum ciddi uzun sürüyordu. Ve hatta orada yaşıyordum, konuşuyordum, yemek yemişliğim bile var.

İlk başlarda, kontrol bende değildi, sonra kontrol bana geçti ve olduğum yeri yönetebildiğimi farkettim. Bu enteresandı işte. Sanırım boyutlararası hareket oluyordu ama gittiğim mekan ve zaman, yakın geçmiş yada yakın gelecek olmalıydı, çünkü tanıdık yerlerdi, kişiler tanıdık ve konular bilindikti. Normal yaşanmışlığa göre daha farklıydı, mesela daha canlı gibiydi renkler, daha huzurlu. Endişe yok gibiydi, evet evet yoktu, Ne yaptığını ve nerede olduğunu bilmeksizin yaşam var gibi,
‘Akıştaydı’ sanki yaşam. Bişeyler oluyor ama sanki bu oluşta önceden biliniyor gibiydi olanlar yada olacaklar. Bu bilmişlik, endişeyi ortadan kaldırıyor gibiydi, bir eminlik vardı. Her ne kadar başımı ağrıtsa da, bir süre odağımı sapıttırsa da, uykuya dalmadan, uyanıp bu yaşanmışlığa gitmeyi ve senaryonun devamını görmeyi istiyordum. Sanki bir senaryo var ve ben bu senaryoda oynuyordum. Rahattım, çünkü ne yapmam gerekliliği enteresan bir şekilde hissel olarak geliyor ve ben ‘akıyordum’…

Normal yaşam sıkıcıydı, uğraş gerektiriyordu, elimin uzandığı yere kadar ulaşmak, ayağın gittiği yere kadar gidebilmek yada konuştuğum kadar bilgiyi verebilmek, okuduğum yada duyduğum kadar bilgiyi alabilmek çok ama çok sınırlıydı ayrıca illet derecesinde buhran veriyordu. Emek vermek, caba harcamak, acı çekmek, korkmak, endişelenmek, kaygılanmak, düşünmek, karar vermek, yemek yemek, uyumak, gitmek, gelmek, yapmak, konuşmak ……… Orada böyle bir şeye ihtiyaç yok gibiydi, yemesen de acıkmıyor, konuşmasan da sanki herkes seni anlayabiliyordu. Karşıdaki kişide konuşmasa da duyabiliyor ve anlayabiliyordum.

Bunu sadece ben mi yapıyorum diye merakım her geçen gün artmaktaydı. Ertesi gün, okula gittiğimde, gece konuştuğum yada gördüğüm kişilere ne rüya gördüklerini soruyordum, ancak böyle öğrenebilirim diye düşündüm, çünkü bende rüyamda görmekteydim Onları.
‘Hatırlamıyorum’ diyen çoktu, hatırlayanlar da şehvetli rüyalar anlatıyorlardı, sormaktan vazgeçmek üzereydim ki ‘Onlar’dan biri rüyamda ‘Seni’ gördüm deyince şok oldum.
– Nerede gördün?
– Koridorda,
– Hangi koridorda?
– Sınıfın önündeki koridorda,
– Nasıl gördün?
– Sürekli konuşuyordun,
– Ne diyordum?
– “Beni duyuyor musun? Beni görüyor musun?” deyip duruyordun,
– Rüyanda Sana böyle mi diyordum?
– Evet, hatta beni sanki hayal sanıyordun ve dokunmaya
çalışıyordun,
– Eeeee
– Dokundum mu?
– Evet
– Dokununca ”Gerçekmişsin” dedin,
– İnanmıyorum, adında Aslı mı yoksa?
– Hayır, Aycan, Aslı olmasını isterdim, nereden biliyorsun?
– Bilmiyorum, biran adının Aslı olabileceğini düşündüm, özür
dilerim. Buarada bende Engin,
– Biliyorum, sen 6’sın, ben 5. Tanıyorum seni,
– Aycan sakın harfleri topladım deme,
– Evet harfleri topladım, nereden bildin?
– Inanamıyorum, nereden, nasıl, niçin ve neden buluyorsunuz beni? Ve
Kimsiniz?
– 5N 1K oldu, nasıl sorular bunlar böyle? Biz kim? Bulmak? Sen geldin
ve rüyanda ne gördün diye sordun bir kere, iyi olduğuna
şüpheliyim,
– Tamam pardon, biran infial içinde kaldım, şu 90 gündür çok
mistik olaylar oluyor ve takip edemediğim hızda gelişiyor,
korkuyorum, tepkim bundan.
– Peki, sana o zaman daha hayret edeceğin şeyler söyleyeyim, 11 ve 2
kapısı açık adam,
– ……….. Dinlemek dışında yapabileceğim bir şey var mı?
– Dinlememek ve gitmek,
– Mümkün mü bu? Bu arada göz rengin ne Senin, çok enteresan?
– Bal sarısı diyorlar buna,
– Lens değil mi o?
– Hayır,
– Artık hayret etmemeliyim sanırım, gerçeksin değil mi? Hahaha
– Evet, dokun bak elime,
– Gerek yok, tamam, anladım, “endişe duyuyorsam Dünyadayızdır”…

Yazı Dizisi – Engin Erarslan – 5.Bölüm
YANIK KOKUSU ALIYORUM, KORKUYORUM…